Gecenin bir vaktinde, uyurken, belki de güzel rüyalar görürken birden korkunç bir gürültü ve sarsıntıyla uyanıyor ve ne olduğunu anlayamadan üzerinize çöken tavanın ve duvarların altında kalarak can veriyorsunuz;
Yuvanız mezarınız oluyor!
Eviniz üzerinize göçtü, ölmediniz; fakat ya kolunuz, ya bacaklarınız beton bir bloğun altında, zar zor soluk alabiliyorsunuz, ışıksız, oksijensiz, mezardan beter bir boşluktasınız!
Ölüm çok yakınınızda!
Yanınızda belki can çekişen, belki çoktan ölmüş eşiniz ve çocuklarınız yatıyor. Görüyor; fakat uzanıp dokunamıyorsunuz!
Çocuklarınızın, eşinizin, kardeşlerinizin, annenizin, babanızın diğer odalarda ne halde olduğunu bilmiyorsunuz;
Belki küçük kızınız veya oğlunuz; "Babacığım, anneciğim!" diye inliyor; çaresizsiniz, koşup sıkıştığı yerden çıkaramıyor, bağrınıza basıp yüzünü gözünü öpücüklere boğamıyor, kahroluyorsunuz!
Yaşadığınız acı hangi kelimelerle tarif edilebilir?
Daha yazın, Ramazan Ayında, küçük bir sarsıntıda bütün Konya günlerce dışarıda sabahladı… Yaşadığınız korkuyu, endişeyi, çaresizliği…
BİR DÜŞÜNÜN!..
Ve ne olur UNUTMAYIN!
haber-foto Cem Canbaz Kondak Bşk.Yrd.
Yasal Uyarı: temizhaber.com özel haberlerinin tüm hakları temizhaber.com’a aittir. Yalnızca kaynak gösterilerek ve kaynağa link verilerek kullanılabilir. Aksi halde kullanılamaz.