Ersal Özkan
22 Aralık 2010 Çarşamba
Ukde (2)
Bir dönme dolabın içinde
Dönen dolapları
Tepeden bakıp insanları küçümseyen
İnsancıkları…
Yazamadım!
Yüze gülen
Arkamdan vurup giden
Yüreğime erozyon
Ellerime nasır olan, rüzgârı
Yazamadım
Satılıktı tüm kalemler
Salya olup akarken mürekkepler
Böyle gelmiş, böyle giderler
Kervanının, peşinde
Kral Çıplaktı
Yavrularım çıplak
Çıplak olan ne varsa korkum oldu
Yazamadım!
Dönme ihtimali yoktu sevgilinin
Aslı astarı yoktu sevdiğinin
Bir avuntu
Bir hayal peşinde
Terk edilmişlik adına ne varsa
Yazamadım.
Kirliydi yüzler
Reklam kokuyor
Korkuyordu müdürler
Tekzibe takıldı
Masum cümleler
Üstelik
Üstümüze çevriliydi, tüm kimyasal silahlar
Kirliliği üstüme çekip
Ankara gecelerinde ben hiç uyumadım
Bir sabah erkenden aldılar evimden
Niçin sorgulandığımı
Yazamadım.
Ömrüme bedel,
Bedenime kefen biçtiler
Orta oyunu içinde
Hep ikiyüzlü idi kefereler
Düşlerimin gölgesi düştü yazıya
Gerçeklerin ağlayan, ağlatan silueti
Ben yandıkça sığındım yazgıma
Yazgıma gözyaşı olup düşenleri
Yazamadım!
Şimdi yazar diyorlar adıma
Yazamadıklarım yapışıyor yakama
Yazanların değil
Susanların kazandığı bu çağda
Susanları,
Gündem hep, subaşını tutanlar
Kerbela ateşinde susayanları
Yazamadım!
|