Ersal Özkan
15 Nisan 2011 Cuma
MİRAS
Bir damla gözyaşı
Çokça tütün
Dumanlı bir kafanın her an duvara çarpma ihtimali
Ve her gün biraz daha niyetlenmek çekip gitmeye
Sen benden hicret ettiğinden beri…
İşte senden geriye kalanlar…
Sanki söz vermişler yavaş yavaş öldürmeye
Ha, kalan; ha çekip giden
İkisi de aynı, eğer bir iple çekiyorlarsa tulânî maziye
***
Nihavent bir şarkının
Mermi olup yüreğime saplanması
Balgam dekorunu kurarken ciğerlerime
Gecenin ayazında
Gömleğimin düğmelerini koparmam
Kopamadığım ise sen
Bir kanser hüznü senden geriye kalan
Bu aşk değil mi idam sehpasında ayaklarımızın altından hayatı tekmeleyen.
Ruh azat edilirken, beden değil mi asılı kalan.
***
Kürşat’ın kırk yiğidi ile Çin Sarayı’nı basması
Süngü takıp kurşuna direnen Çanakkale kahramanı
Bil ki
Aşkta feth edilmeyi bekleyen bir kale
Mevlana’nın Şemsi beklemesi
İnadına işgale direnen bir bedenin
Kanser ıstırabına rağmen morfin vurdurmaması
Son anında ismini söylemeden
Baygın gitmeme telaşıdır gülüm, sana ayık olma telaşı
Dudağımda ismin geriye kalan tek dua senden!
Şimdi şırınga et gözlerini, dindir kemiklerime vuran sızıyı
***
İntihar çiçekleri açar ellerimde
Nikotin kokusuna karışır yokluğun
Bu kaçıncı kadeh, yokluğunda kırılan dişlerimde
Hâlâ dudaklarıma usulca sızan kansın
Karanfiller bile ağıt yakarken gidişine
Söyle ismine sıfat olan güller yokluğunu nasıl anlasın
Kokusunu kaybetmiş bir gülsün rüzgârda savrulan.
Alamut kalesinde zehirlenen yüzlerce yiğidin
Sarhoşluğudur senden geriye kalan.
***
ŞİMDİ SENDEN GERİYE KALANLARI TOPLUYOR
Kefenliyorum
Üç beş dostla kılıp cenaze namazını
Toprak olan yokluğunun yanına gömüyorum
Ruhun şad olsun
Ey aşk!
|