Peki, bugün herkesçe önemi bilinen futbol, şehrimizde yeteri kadar neden destek görmüyor dersiniz?
1)Bu şehir futbol kültürünü ve sevgisini kaybetti. Şehir olarak ailemize ve çevremize futbolu yeteri kadar sevdiremedik.
2)Takım halinde çalışanların, arkadaşlarını tenkitten kaçınması gerekir. Tenkit eden kişi, başkalarının da tenkide başlamasına kapı açar, dedikodu ve gıybetin artışına sebep olur. Bu durumda bir arada çalışma ruhu zedelenir. Kişiler sürekli birbirlerinin hatalarını görmeye başlar. Kardeşlik ve arkadaşlık zarar görür. Tenkit’in olduğu yerde birlik beraberlik olmaz.
3) Ölçümüz şu olmalıdır: ”Her şeyi tenkit, her şeye itiraz bir yıkma hamlesidir. İnsan bir şeyi beğenmiyorsa daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Bu yüzden iş adamları şehrimizde spora soğuk bakıyorlar. Söyleyin kim hem destek verip hem de tenkit edilmek ister ki?”
4)Bizim önemli sorunlarımızdan biride, spor kültürünü sadece kişisel ihtiyaçlarımızı karşılamak için yapıyor olmamızdır.
5) Artık alışıla gelmiş davranışlar sergiler olduk. Takımımızı her defasında eleştiren, türlü basmakalıp söylemlerle ve kılıflarla şahsi menfaatleri için yargılayanlar işin vahametini artırmaktadır.
6)Şehir olarak yaşamsal kültürümüzün duygusallık ile yoğrulduğu bu topraklarda, zenginliğimizi ebedi anlamda pekiştirirken; yarışma kültürümüzü hırçın bir hale getirmektedir. Duygusallık, burada itici bir güç olarak yenme ve yenilmeyi hazmetme, ben egosunu üst düzeyde tutmamıza neden olarak sayılabilecekler arasındadır diyebiliriz.
7)Zamanı etkili değerlendirme, toplumların kaynaşmasına aracılık etme ve eğlence kültüründen esinlenerek insanların hoş zaman geçirmesine olanak sağlayan futbolu, bir noktadan sonra holigan tavırları ile kişiler, sonrada toplumlar arsında çatışma unsuru haline getirdik. Bunun da tek nedeni, kişisel menfaatleri olanların takımı gizliden hedef tahtası olarak göstermesi, yönetimdeki bazı taşların ise buna çanak tutmasıdır.
8) Para vermeden ağalık yapanlar, umurumda değil mantığında dolaşanlar, kendi reklâmlarını yaparken bir şehrin kaybettiğini düşünmelidirler. Yani bu şehir kişisel çıkarlardan önemlidir.
Konyaspor konusunda ilginin giderek azaldığı düşünülürse yeni bir hareketlenmenin öncelikle bir güven iklimi oluşturması zorunludur.
Çünkü bu şehir; Hasret… Bu şehir Naz’dır…
Unutulmaması gereken ise, en son hatırlanmakta olmuştur. Yani bir araya getiren unsurlar aslında insanların hoş zaman geçirebilmesi, azda olsa hayatın yoğunluğundan kendi ruhuna zaman ayırması olarak algılamamız gerekirken; ruhumuzun tatminini saldırganlık, çatışma üzerine tatminden yana yapmaktayız.
Takım başarısız olduğunda ise, kavga edenler, tarihe ben demiştim diye çıkarlar...
“ Oysa gerçek taraftar, yas tutmaktan konuşamaz bile…”
9)Hayatın yoğunluğu içinde azda olsa nefes alabileceğimiz güzel kulvarların başında gelen futbolu; kendi isteklerimizin olduğu kadar, bizden başkalarının da istekleri doğrultusunda şekillenebileceğini ve bu şekillenmenin sadece karşılıklı hoş görüyle olabileceğini asla unutmamamız gerekir.
İnsanlık adına, düzeyli bir paylaşımın unutulmaz tadına varabiliriz.
Konyaspor’umuz için gerçekleştirilen yardım kampanyasının beklenen ilgiyi görmediğini hepimiz biliyoruz.
Sayın başkan Bahattin Karapınar;“Hedefimiz en az 5 milyondu. 10 günde toplanan para ise 15 bin lira. Şaşkınlık içerisindeyiz. Çok komik, çok ayıp... Çok ciddi beklentilerimiz vardı. Hayal kırıklığı yaşıyoruz ” demiş.
Hayal kırıklığı yaşatanların, hayal kırıklığına uğrayacaklarını bilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Ama şimdi asıl mesele bu takıma sahip çıkılmalı
Herkes bu şehrin takımının,” KONYASPOR’UN “ yanında olmalı diyorum.