Türkiye son depremi ile birlikte ne kadar yardımsever(!) olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi !!!
Kesinlikle insanların samimi duygularına soğuk su katmak istemiyorum.
Ama önce Konya’da bire bir yaşadığımız bir olayı sizlere anlatabildiğim kadarı ile aktarmak arzusundayım.
Pazar günü Kayalıpark’tan Meram Yeni Yol otobüsüne bindim. Bindiğim otobüs körüklü diye bilinen yeni büyük otobüslerden idi. Arka taraflar boştu ve bende gittim en arkaya oturdum. Elimdeki gazeteyi açtım okumaya başladım. Kültür parkın oraya Kız Yurdunun olduğu durakta durmuştuk. Yine kendi çapımda bu millet niye ön kapıya yığılır, arka taraflar bomboş niye iki daha adım atmazlar filan diye boş boş bakınırken, körüklünün tam ortasında 40 yaşlarında düzgün temiz kıyafetli bir erkeğin yürümekte zorlandığını, dahası o şahsın oturan bir kişiye çarpması ile fark ettim.
Ayaktaki şahıs daha sonra çarptığı kişinin arka koltuğuna doğru elini uzatıp oranın boş olduğuna kanaat getirince oturmaya çalıştığını gördüm. Bu şahıs görme engelli bir insandı. Ve elinde de beyaz bastonu vardı.
Allah bana akıl fikir versin bizi ıslah etsin.
Çok bozulmuştum. Dayanamadım. En arkadaki koltuktan en öne şoför mahalline kadar gittim. Oradan başlayarak görme engelli vatandaşın oturduğu koltuğa kadar, koltuklarında gönül rahatlığı içerisinde oturan insanların suratlarına tek tek baktım.
İnanın koltuklarda her türlü insanımız oturuyordu. Hacı amcası, beyefendisi, genci yaşlısı, bayanı, türbanlısı, açığı…
Kısaca otobüste Konya vardı.
Ama bir tek Allah’ın kulu, gözleri görmediği için adım atarken zorlanan, demirlere tutunmakta dahi zorluk çeken, yanlarından geçerken çarpan insana kalkıp ellerini dahi uzatmamışlardı.
Biz nasıl bir toplum idik?
Biz nasıl insandık?
Veya bizler insanlığın hangi mertebesindeydik?
En kötümüz bile en son yaşanan Van depremi için telefonla mesaj atmamış mıydık?
Hani en Türkçümüz bile yardım yaparken bu para kürde gidiyor diye düşünmemişti.
Ya da bizler böyle biliyor, buna inanıyorduk.
Ve bu düşüncelerin yüzde biri yanlış bile olsa, yüzde 99’u doğru değil miydi?
Peki tanımadığı insanlar için seferber olan, Türk-Kürt çatışmasına en güzel örneği yardımlarla yapan bizler değil miydik?
Veya bunu yapanlar biz isek, otobüstekiler kimdi?
Neden bir felaket karşısında dünya görüşünü unutan, siyasi fikrini zikrini silen bizler yanımızdan geçen görme engelli bir vatandaşa elimizi dahi uzatmıyorduk ki?
Bunun açıklaması ne olabilirdi ki?
Ben gördüklerim ile işittiklerimin arasındaki garipliği bundan böyle her gördüğüm büyüğüme soracağım.
Bizi tatmin edecek bir cevabı mutlaka arayacağım.
Ama Pazar günü Belediye otobüsünde yaşadıklarımdan sonra tek bildiğim bir şey vardır ki deprem sel savaş hepsi biz insanlar için. Bunu çok iyi biliyoruz.
Sonra düşünüyorum “Bizim yardımlarımız yoksa gösteriş için mi?”
5 TL’lik mesaj ile vicdan temizliği mi yapıyoruz ki?
Kimi kandırıyoruz? Ya da kandırabiliriz ki?
Biz aslında mübarek Konya’da huzur içerisinde yaşarken bile her an sosyal depremlerle karşı karşıyayız.
Bu insanlara diyecek tek bir sözüm var, mezarlıklar zenginlerle, başkanlarla, varlıklı tanınmış insanlarla, dahası sapa sağlam iken tak diye vefat eden insanlarla dolu.
Bu dünyada herkesi kandırabiliriz. Kendi vicdanımızı bile.
Ama kandıramayacağımız inkâr edemeyeceğiz yer ve zaman için ne kadar samimiyiz hepimiz bunun hesabını iyi yapmalıyız.
Ben bunu bilir bunu söylerim. Yanlış biliyorsam beni bilgilendirin düzelteyim.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Küçüğüne acımayan, büyüğüne saygı göstermeyen bizden değildir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ahreti ve ölümü unutmadığımız zaman ADAM oluruz